BABAMIN BİBERONU

9/5/2008

 

                  BABAMIN  BİBERONU

Çocuktum daha

Uyuyan bir baba

Yavaşça yaklaşıyorum yanına

Yine biberonu yanında

Gözlerine de  uyku çökmüş

 

‘’Seni seviyorum baba’’

 

Bir hışımla eli yanağımda

Sonra yuvarlanıyorum yatağın ayak ucuna

 

Elindeki biberon olmak vardı baba

Hiç değilse o hep yanında

Gözün gibi bakıyorsun ona

Neyimiz varsa veriyorsun da

Gerçi neyimiz kaldı geriye baba

 

Çocuktum daha

Uyuyan bir baba

 

Annemin elinde toz bezi

Sabah sekiz akşam yedi..

Pencere kenarlarında annemi bekleyerek çocukluğum geçti…

 

İşte sevimli bir haber

Annem,annem göründü biraz ötede

Koşarak açıyorum kapıyı,

Yorgun bir bedeni karşılıyor gözlerim

 

‘’Anne seni çok özledim’’

 

Yorgunum oğlum…(kızım)

Eski bir hayali yüzdürüyordum susuzlukta

Annemin elindeki çantada..

Babamın biberonu alınmış gazeteye sarılı masada

Gözlerim ufak bir çikolata arıyor ama..

Yok…

 

Babamın büyümesini bekleyene kadar

Ben rafa kaldırıyorum çocukluğumu…

 

Büyüdüm..

Şimdi tozlu raftan elimde kalan;

Babamın biberonu,

Annemin toz bezi,

Susuzlukta yüzdürdüğüm kırık dökük bir hayal..

 

Çocukluk benim dilimde

Babamın büyümeyişi,benim ise hiç küçülemeyişimdi

                                                                                             mihrican keskin

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

başlayan ben biten ben...

27/4/2008

 

başlayan ben biten ben...

 

dokunup gidiyorum..

yosun tutan düşüncelerime..

rutubetli dört duvar ortasında

bakınıyorum..

hayat gül desteleri ile tanıştırıyor beni

bense hep dikenlerini seviyorum..

öyle sarılıyorum ki güllere..

hepsi dağılıp küsüyorlar bana

dökülen yapraklarına acınası gözlerle bakakalıyorum...

avuçlarım kanlı..

gözyaşlarım dökülen gül yapraklarında..

öylece kalıyorum baktığım yerde

sessizce...

cenazem var..

ölen ben..

öldüren ben..

cemaat ben..

tabut ben..

tabutumu kaldıran ben..

gömen ben...

gömülen ben...

herşey bittiği yerdeyim

yeniden ben başlıyorum...

rutubetli dört duvar ortasındayım

bakınıyorum...

hayat gül desteleri ile tanıştırıyor beni

bense hep dikenlerini seviyorum...

 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

su gibi...

18/8/2007

su gibi olmaya ne dersiniz???

  

herbir koldan akıpta tek bir kola bağllanmaya??

 

tek yürek olup,bir yürekte coşmaya....

 

ahh ne güzel olurr..

 

selam  güzel kardeşler :)

 

 

Yorum (37) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÇAĞ DIŞI KALMIŞ CANAVARLARIN MASALI

8/6/2007

 

 

  ÇAĞ DIŞI KALMIŞ CANAVARLARIN MASALI

 

 Bir varmış,bir yokmuş.. Büyük ülkelerin birinde,büyük işlerle uğraşan büyük oyuncular varmış.Bu oyunlara katılamayan bir grup çağ dışı kalmış canavar saha kenarındaki yerlerinde oyuna katılacakları günü dua ile beklemeye başlamışlar…İçlerinden biri kendi penceresinden gördüklerini onu dinlemeyenlere anlatmaya karar vermiş.

 

   Can canlı kağıtlara sarılmış renkli şekerler gibi gördük hayatı…Gördüğümüz gibi şekillendirdik kendimizi…Alıştık mı alıştırıldık mı sorularına cevap ararken,oyuncakların yerine oyun olduk,cevapların yerine hep soru bulduk..Sorularla doldurduk aklımızı,soruları cevaplayacak kapılar yüzümüze kapandı,belki de biz pes ettik..Sustuk mu?Susturulduk mu?Yerine getirilmesi gereken rollerin büyüklüğüne inandık,yerimizi dolduran biri bulunana kadar,o rolün altında kalakaldık…Tek birey olmamızın hiçbir önemi olmadığı gibi,oyuna katıl(a)mamaktan dolayı kara listeye de alındık..

 

   Evet hep bu şekilde yaklaştılar bizlere...Söylenenleri öyle yerine getirmeliyiz  ki laiklik taşsın her yanımızdan..Saha alanlarında bayılıncaya kadar süren hareketler,yapamayınca bir ağız dolusu azar,daha sonra da  çağdaşlık eserleri ile övünmek...Her şeyi ile baştan aşağı kurgulanan oyun içinde oyuncuların  debelenmesini seyretmek..Tribünü dolduran kalabalık ise bir zamanın oyuncuları, geçmişten günümüze kalan seyircileridir…Geçmişi yad ederek günümüzü aydınlatan topluluk..

 

   Yobazlıktır baş tacı güzel örtüler, çağdaş kalmışların yanında..Çağ dışı birer oyuncudur yeterince kendini göster(e)meyen bedenler..Kurallara uymayanlara kırmızı kart vermişler beklemeye bırakmışlardır saha kenarı soytarıları olarak..Etten kemikten değildir saha kenarı bekleyenleri,duygusu yoktur,kamusal alan zedelerinin…Göz zevkini bozmaya kadar indirgenmiş, göze zararlı gelen formanın biçimi ile hesaplar yürümeye devam etmiştir… 

 

   Laiklik oyunu:Kendini formaya bürümektir.’’Bak ben ne kadar laikim’’ diyerek stadyum da kendini kanıtlamaktır.. Oyunu kurallarına göre oynadıkça artı pirim kazanmaktır…Kuklacıların ellerinde kukla olmaktır.Kurgulanmış bir hayata bir oyuncu daha transfer etmektir...Hep gol atmaktır en cillobundan..Kendi kalesine gol atarak kazanılan bir çağdaşlık masalına kahraman olmaktır.Salla başını al maaşını sistemi ile topu paslaşarak kaleye sürmektir.En ilginci ise yoktur karşısında farklı bir takım,yıllardır süre gelen tek başına koşuşturan rakipsiz oyuncuların…

 

   Farklı düşünene fark atarak oyun dışı bırakmak…Oyunun on ikinci oyuncusu seyirciye düşen görev ise alkış zamanı alkış tutmak..Elleri bayraklı grubu salıverip yollara,maçın her daim kazananı olarak zaferi kutlayıp düşünülmeyenleri düşündürmek için durmadan coşku ile yolları arşınlamak..

Çağın ilerisine geçmek isteyen saha kenarı soytarıları soruyorlar nedir bu oyuna katılmanın altın kuralı? Suskun dudaklar sırıtarak cevaplıyor bu soruyu…Cevap:‘’Açıl çağ dışı kalmış canavar açıl, saçıl çağ dışı kalmış canavar saçıl, formayı giymek istiyorsan söylenenleri harfiyen uygula…’’

 

Altın kuralı yerine getiren çağdaşlık giysisine bürünenlerle oyun başladığı yerden devam etmekte biz ise  çağ dışı birer canavar olarak saha gerisinde kaldık…Bize düşen görevi harfiyen yerine getirmenin gururu ile küçük penceremizin gerisinden izliyoruz olan biteni dua ile..

 

   Çağ dışı kalan canavar kendi penceresinden olan biteni anlatmış onu dinlemeyenlere…Onlar ermiş muradına diyemiyorum..Bu masalda burada bitememiş..Her masalın sonunda iyiler ödüllendirilir,kötüler cezalandırılır…Bakalım bu malın sonu nasıl bitecek..Bir gün yazılacağının duası ile uyanık gözlerimizin ardında kalan uykulu ruhumuza iniş yapalım…

                         Bırakalım çağ dışı kalmış canavarın masalını..

    ’’At oğlum topu kalecisiz kaleye, sağ yap...Evet yaklaştın... GOOLLLL !!!

                                   Nasıl goldü ama…

 

                                                                                         MİHRİCAN  

 

 

Yorum (42) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

adım adım pembe kafdağı

3/6/2007

 

 

pembe kafdağı olsa gittiğin yerler..

arasam bulmak için çıksam yollara..

bilmediğim bir uzaklıktan sana yönelsem..

görmediğim gözlerine bir kez bıraksam ayrılık adımlarını...

pembe kafdağı olsa gittiğin yerler

doruğuna ulaşmaya çalışmadan yakalasam tozlu adımlarını

pembelikte kalmalı batığın yerler

baktığım yerde pembeliklere dalmalı..

 

yetişmek ayrılığına adım adım..

koklamak bilmediğim çeşitli çiçekleri

çiçek pembe dilinde dillendi

kaldırım boyu taş döşeli,kaldırımlar hep sen döşeli...

gelmek sana adım adım..

kalabalıklar içinde yordun bir savaşçı gibi

ey insanlar çaresizliğimi bilmeyin

bu bedenden öteyi sakın ha görmeyin

pembe kafdağı kadar yakın olsanda..

bilmediğim bir dağ yolu kadar uzaksın ey sevgili

 

yollar ayrılık kokan yabancı yollar..

insanlar tanıdık yüzü göremediğim insanlar

herbiri canlı bi mezar..

pembe kaf dağı kadar büyük aşılmaz

koluma dirseğime dokunan insanlar...

 

seni bulmak bir çıkmazın derinliğinde..

seni görmek bir girdabın içerisinde

tutmak elini,benden öteye

senden aldığım tüm güzelliklerle..

bilmediğim dağ yolnda ilerlemek

doruk boyunda pembe kaf dağı

buluşmak seninle bilmediğim bir yol kubbesinde...

 

                                                                           mihrican....

Yorum (6) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki - Sonraki »

sevmek sevinmek sevdirmek

Gözlerin etrafta yüreğin sanki ağzında...Görünmüyor gibisin sessiz küçük kuytunda...Sen devam et sessiz küçük oyununa...bir sen varsın sessizlikte birde sana senden yakın olan...Yakalanmak istemesende yakalandın sobe... mihri

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

    Kategori yok

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro