ÇAĞ DIŞI KALMIŞ CANAVARLARIN MASALI

 

 

  ÇAĞ DIŞI KALMIŞ CANAVARLARIN MASALI

 

 Bir varmış,bir yokmuş.. Büyük ülkelerin birinde,büyük işlerle uğraşan büyük oyuncular varmış.Bu oyunlara katılamayan bir grup çağ dışı kalmış canavar saha kenarındaki yerlerinde oyuna katılacakları günü dua ile beklemeye başlamışlar…İçlerinden biri kendi penceresinden gördüklerini onu dinlemeyenlere anlatmaya karar vermiş.

 

   Can canlı kağıtlara sarılmış renkli şekerler gibi gördük hayatı…Gördüğümüz gibi şekillendirdik kendimizi…Alıştık mı alıştırıldık mı sorularına cevap ararken,oyuncakların yerine oyun olduk,cevapların yerine hep soru bulduk..Sorularla doldurduk aklımızı,soruları cevaplayacak kapılar yüzümüze kapandı,belki de biz pes ettik..Sustuk mu?Susturulduk mu?Yerine getirilmesi gereken rollerin büyüklüğüne inandık,yerimizi dolduran biri bulunana kadar,o rolün altında kalakaldık…Tek birey olmamızın hiçbir önemi olmadığı gibi,oyuna katıl(a)mamaktan dolayı kara listeye de alındık..

 

   Evet hep bu şekilde yaklaştılar bizlere...Söylenenleri öyle yerine getirmeliyiz  ki laiklik taşsın her yanımızdan..Saha alanlarında bayılıncaya kadar süren hareketler,yapamayınca bir ağız dolusu azar,daha sonra da  çağdaşlık eserleri ile övünmek...Her şeyi ile baştan aşağı kurgulanan oyun içinde oyuncuların  debelenmesini seyretmek..Tribünü dolduran kalabalık ise bir zamanın oyuncuları, geçmişten günümüze kalan seyircileridir…Geçmişi yad ederek günümüzü aydınlatan topluluk..

 

   Yobazlıktır baş tacı güzel örtüler, çağdaş kalmışların yanında..Çağ dışı birer oyuncudur yeterince kendini göster(e)meyen bedenler..Kurallara uymayanlara kırmızı kart vermişler beklemeye bırakmışlardır saha kenarı soytarıları olarak..Etten kemikten değildir saha kenarı bekleyenleri,duygusu yoktur,kamusal alan zedelerinin…Göz zevkini bozmaya kadar indirgenmiş, göze zararlı gelen formanın biçimi ile hesaplar yürümeye devam etmiştir… 

 

   Laiklik oyunu:Kendini formaya bürümektir.’’Bak ben ne kadar laikim’’ diyerek stadyum da kendini kanıtlamaktır.. Oyunu kurallarına göre oynadıkça artı pirim kazanmaktır…Kuklacıların ellerinde kukla olmaktır.Kurgulanmış bir hayata bir oyuncu daha transfer etmektir...Hep gol atmaktır en cillobundan..Kendi kalesine gol atarak kazanılan bir çağdaşlık masalına kahraman olmaktır.Salla başını al maaşını sistemi ile topu paslaşarak kaleye sürmektir.En ilginci ise yoktur karşısında farklı bir takım,yıllardır süre gelen tek başına koşuşturan rakipsiz oyuncuların…

 

   Farklı düşünene fark atarak oyun dışı bırakmak…Oyunun on ikinci oyuncusu seyirciye düşen görev ise alkış zamanı alkış tutmak..Elleri bayraklı grubu salıverip yollara,maçın her daim kazananı olarak zaferi kutlayıp düşünülmeyenleri düşündürmek için durmadan coşku ile yolları arşınlamak..

Çağın ilerisine geçmek isteyen saha kenarı soytarıları soruyorlar nedir bu oyuna katılmanın altın kuralı? Suskun dudaklar sırıtarak cevaplıyor bu soruyu…Cevap:‘’Açıl çağ dışı kalmış canavar açıl, saçıl çağ dışı kalmış canavar saçıl, formayı giymek istiyorsan söylenenleri harfiyen uygula…’’

 

Altın kuralı yerine getiren çağdaşlık giysisine bürünenlerle oyun başladığı yerden devam etmekte biz ise  çağ dışı birer canavar olarak saha gerisinde kaldık…Bize düşen görevi harfiyen yerine getirmenin gururu ile küçük penceremizin gerisinden izliyoruz olan biteni dua ile..

 

   Çağ dışı kalan canavar kendi penceresinden olan biteni anlatmış onu dinlemeyenlere…Onlar ermiş muradına diyemiyorum..Bu masalda burada bitememiş..Her masalın sonunda iyiler ödüllendirilir,kötüler cezalandırılır…Bakalım bu malın sonu nasıl bitecek..Bir gün yazılacağının duası ile uyanık gözlerimizin ardında kalan uykulu ruhumuza iniş yapalım…

                         Bırakalım çağ dışı kalmış canavarın masalını..

    ’’At oğlum topu kalecisiz kaleye, sağ yap...Evet yaklaştın... GOOLLLL !!!

                                   Nasıl goldü ama…

 

                                                                                         MİHRİCAN  

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !